“Eskiden kış günlerinde, köy topluluğunun ortak malı olan
köy odalarında ocağın etrafında günlerce, hatta haftalarca süren masalsı
öyküler anlatılırdı. Bunlar teknolojinin henüz gelişmemiş olduğu dönemlerde
dizi filmlerin, arkası yarınların yerini tutardı. Ben, çocukluk yıllarımda bu
sözlü anlatım geleneğinin son örneklerine tanık olma fırsatını yakaladım.” – Pusula Gazetesi, Röportaj Alıntısı –
Gürül gürül akan bir ırmak gibi duru, sürükleyici ve doğal.
Geleneksel anlatımdan beslenen, kökleri tarihin derinliklerinde bir öykü.
Kitap Adı : Elma Tür : Roman Yazar : Deniz KARAKURT Yayınevi : Cinius Basım Yılı : 2009 Sayfa Sayısı : 318 ISBN : 978-605-5618-03-2
Deniz KARAKURT
*Eğitim
İşletme – İİBF
Cumhuriyet Üniversitesi / SİVAS
*Meslek
Akademisyen
Cumhuriyet Üniversitesi / SİVAS
*Kişisel Bilgiler
Doğum Yeri : Almanya
Doğum Tarihi : 1978
Medeni Hali : Evli
Yabancı Dil : Almanca
ELMA
1. Meyvesi için yetiştirilen ağaç türü. (Bil. Gülgiller Familyası) 2. Aynı adlı ağacın kültürü
yapılan meyvesi. –AÇIKLAMA: Yabanisi de bulunan elma, dünyada en çok
dikimi ve üretimi yapılan ağaçtır. Türün tamamı, bütün dünyaya Orta
Asya’dan yayılmış olup Altay ve Kafkas kökenlidir; iklim ve çeşit
özellikleri göz önüne alındığında yetişme alanı çok geniş olan ağacın
ilk olarak K.Anadolu, G.Kafkaslar, GB.Rusya ve D.Kazakistan
dolaylarında üretildiği sanılmaktadır. Tarih boyunca çaprazlamalar da
dahil olmak üzere 6100’ün üzerinde farklı elma çeşidi üretildiği ve
yetiştirildiği tahmin edilmektedir. Meyvesinin besin değeri çok
yüksektir. –KÖKENBİLİM: Orta Asya Türkçesi’nden hemen hemen tüm lehçe
ve şivelere aynı kökten geçerek kullanılan kelime, Türkiye
Türkçesi’nde; Alma → Elma dönüşümüne uğramıştır. Kelimenin
kökeninde “almak” fiilinin ve meyvenin rengini simgesel olarak ifade
eden “al” (kırmızı) sıfatının olduğu bilinmektedir.
Halk Anlatıları
Anadolu Efsaneleri
Türk Mitolojisi
Sözlü Gelenek
Köy Masalları
BU KİTAPTA BİR ROMAN KURGUSUYLA
YENİDEN İŞLENİYOR
"Bütün
köy bembeyaz bir örtüye bürünmüş, doğa bir ölü gibi sessiz ve soğuk uyurken
lapa lapa kar yağıyordu. Yağan karla birlikte birkaç günden beri süren ve
insanın elini kesen, yüzünü yakan o ayaz kırılmıştı. Dağlardan inen kurt
sürüleri gibi çöken bir sisin ardından üç hafta önce başlayan yağış ilk
seferinde aralıksız tam dört gün sürmüş, sonra da yine zaman zaman başlayıp
kesilerek aralıklarla yağmıştı. Ama ondan sonraki sekiz gün boyunca öyle bir
ayaz olmuştu ki, kurdu kuşu kırıp geçmişti, dışarıda bir gece kalan mutlaka ölürdü.
Gelen haberlere göre Andul Geçidi’nde düşen çığ, zaten kapanmış olan ve bir
süredir kızaklı at arabalarıyla bile aşılamayan yolu artık yaza kadar hiç
açılamayacak bir hale sokmuştu. Zemheri o ara bütün ağırlığıyla köyün üzerine
çökmüş, insanlar evlerinden dışarıya çıkmaya korkar olmuşlardı zehir zemberek
soğuktan dolayı. İşte sabah başlayan kar yağışı bu keskin havayı yumuşatmış,
soğuk dinmişti."